Unilever'den sürdürülebilir büyüme

Daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle sürdürülebilirlik anlayışını tüm faaliyetlerinin merkezine yerleştiren Unilever, maliyet ve riskleri azaltırken satışlarını artırarak büyüdüğünü açıkladı.

Unilever Sürdürülebilirlikten Sorumlu Dünya Başkanı Gail Klintworth, “Sürdürülebilirliğin hem dünya için iyi şeyler yapıp, hem de finansal açıdan büyümenin bir yolu olduğunu gösterdik” diye konuştu.

İkinci yılı tamamlanan Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı, Unilever Türkiye’nin de büyümesinde itici güç oldu. Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Seçkin, “Sürdürülebilirliği, ürün yenilikleri ve marka amaçlarının merkezi haline getiren markalarla satışlarımızı artırırken, ciromuzu 3,5 milyar TL’ye çıkardık” dedi.

Unilever Türkiye Ev ve Kişisel Bakımdan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Dinçer de “Düşük karbonlu bir ekonomi, sürdürülebilir iş ve sürdürülebilir yaşamın norm olduğu bir dünya yaratacaksak; şirketler, hükümetler, STK’lar ve tüketiciler arasında daha fazla işbirliğine ihtiyacımız var” diye konuştu.

25 Nisan 2013, İstanbul – Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı 2. Yıl İlerleme Raporu’nun açıklandığı toplantıya katılan Unilever Sürdürülebilirlikten Sorumlu Dünya Başkanı Gail Klintworth, insanı ve geleceği daha fazla önemseyen sürdürülebilir iş yapış biçimini şirketin tüm yapılanmasına entegre ettiklerini söyledi. Klintworth, “Yeni bir iş yapış modeli olarak benimsediğimiz sürdürülebilirlik, büyümemize önemli katkıda bulunuyor. Markalarımız ve ürün yeniliklerimiz sosyal ve çevresel faydalar sağladıkça, Unilever daha fazla büyüyor. Hammadde ve enerji gibi kaynakların yönetiminde ne kadar etkili olursak işimize ilişkin riskleri aynı oranda azaltıyor ve sürdürülebilir yeniliklerle markalara yatırım yapma imkânı buluyoruz” dedi.

Enerji, su, malzeme ve atıklar azaldı; dünyada 300 milyon euro tasarruf edildi

Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı, ürünlerin çevrede bıraktığı ayak izini yarıya indirmek, tarımsal hammaddelerin %100’ünü sürdürülebilir kaynaklardan sağlamak ve 1 milyar insanın sağlık ve esenliklerini artırmak gibi 3 ana hedef üzerine kurulu bulunuyor.

Bu doğrultuda enerji, su, malzeme ve atıkların azaltılmasıyla Unilever fabrikalarındaki eko-etkililik sayesinde 2008 yılından bu yana 300 milyon Euro tasarruf edildiğini açıklayan Gail Klintworth, sözlerine şöyle devam etti: “Sürdürülebilir kaynaklardan elde ettiğimiz tarımsal hammaddelerin 2011 yılındaki yüzde 24'lük oranını, 2012 yılında yüzde 36’ya çıkararak, gıda emtialarında dalgalanmaların yaşandığı bir dönemde riski de azalttık. Sürdürülebilir büyüme gelecekte kabul edilen tek büyüme modeli olacak. Çünkü paylaştığımız bu rakamlar, sürdürülebilirliğin hem dünya için iyi şeyler yapıp, hem de finansal açıdan büyümenin bir yolu olduğunu gösteriyor.”

4 üretim tesisi ‘sıfır atık’ oldu; Konya fabrikası dünyaya model oluşturacak

2010-2020 arasındaki dönemi şekillendirecek planı büyük bir kararlılıkla uygulamaya devam ettiklerini belirten Unilever Türkiye Gıdadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Seçkin, “İkinci yılı tamamlanan Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı, şirketimizin büyümesinde itici güç oldu. Sürdürülebilirliği, ürün yenilikleri ve marka amaçlarının merkezi haline getiren markalarımızla satışları artırırken, ciromuzu da 3,5 milyar TL’ye çıkardık” dedi. Unilever Türkiye, faaliyet gösterdiği kategorilerin yüzde 96’sında lider veya ikinci konumunda bulunuyor.

Seçkin’in verdiği bilgiye göre; son iki yılda fabrikalarda gerçekleştirilen sürdürülebilirlik projeleriyle 5 milyon Euro’dan fazla tasarruf sağlandı. Unilever’in dünya çapında 2012 itibarıyla ‘sıfır atık’ olan 130 fabrikası arasına, Türkiye’deki Algida, Çorlu, Besan ve Gebze fabrikaları da girdi. Unilever Türkiye’nin yeni yatırımı Konya fabrikası, dünyadaki Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik (LEED) sertifikalı ilk dondurma fabrikası olarak, tüm dünyada bundan sonra inşa edilecek Algida fabrikalarına da model oluşturacak.

Unilever Türkiye markalarının sürdürülebilirlik yolculuğu

Sürdürülebilir dünya için yaptıkları çalışmaların tedarik zincirinin tamamını kapsıyor olmasına büyük önem verdiklerini belirten Mustafa Seçkin, “Knorr’un Sürdürülebilir Tarım Projesi’yle bugüne kadar yaklaşık 600 çiftçiyle bir araya geldik. 2012 itibarıyla Türkiye’de en çok alım yaptığımız 13 sebze ve baharatın %50’si, sürdürülebilir olarak tedarik ediliyor. Türkiye’deki çay fabrikalarında üretilen çay ve üçüncü taraflarca tedarik edilenler dâhil olmak üzere, bütün çaylarımızın sırasıyla 2015 ve 2018’e kadar Yağmur Ormanları Birliği (RA) sertifikalı olmasını hedefliyoruz. Türkiye’nin, Lipton çayın hem üretilip, hem tüketildiği ilk ve tek Yağmur Ormanları Birliği sertifikası alan ülke olmasından gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Unilever Türkiye Ev ve Kişisel Bakımdan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Şükrü Dinçer de Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı kapsamında yenilikçi ürünler ve kampanyalarla iki yılda kaydedilen önemli gelişmeleri şöyle aktardı: “Domestos ve TEGV işbirliğiyle hayata geçen ‘Eğlen, Öğren, Hijyen Projesi’yle iki yılda 145.000 çocuğumuza ulaşmayı başardık. Konsantre deterjanlar ve OMO’nun entegre iletişim kampanyaları sayesinde 2009’dan bu yana ön yıkama oranı %44’ten %29’a indi. 

Algida’nın tüm çocuk ürünleri, 2012 yılı sonunda porsiyon başına en fazla 110 kcal içerdi. Kalp sağlığı için sadece %7,5 doymuş yağ içeren Sıvı Becel Pratik’i pazara sunduk. Unilever Vakfı ile Türkiye genelinde 460 Yatılı Bölge Ortaokulu’nda (YBO) ihtiyaçları belirlemek, bu okullarda eğitim gören yaklaşık 200 bin çocuğa hijyen eğitimi vermek üzere küresel iş ortağımız UNICEF ile el ele verdik.”

“Tüketici araştırması doğru yolda olduğumuzu teyit etti”

Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nın ikinci yılında Türkiye genelinde bir tüketici araştırması gerçekleştirdiklerini vurgulayan Şükrü Dinçer, araştırma sonucuna ilişkin şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik kavramının tüketicide yarattığı çağrışımlar arasında en fazla öne çıkan ‘Devamlılık/Süreklilik’ oldu. Tüketicilerin yüzde 62’si doğal kaynakların sürdürülebilirliği, yüzde 43’ü kültürel zenginliklerin sürdürülebilirliği, yüzde 42’si ise çevre kirliliğinin önlenmesi şeklinde tanımladı. 

Ankete katılanların, kendi sorumluluğunda olduğunu düşündüğü noktaların başında çevre kirliliği ve enerji tasarrufu geliyor. Sürdürülebilirlik konusunda sorumluluklarını yerine getirdiğini belirten kişilerin yüzde 53’ü yaptıklarının yetersiz kaldığını söyledi. Bu kişilere kendilerine nasıl destek olunmasını istedikleri sorulduğunda; daha fazla bilgilendirme yapılması, okullarda eğitim verilmesi, ürün paketlerinde bu konuda bilgilendirme etiketi konulması gibi taleplerde bulundular. 

Bu araştırma, Unilever olarak ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu teyit etti. Fakat gerçekten düşük karbonlu bir ekonomi, sürdürülebilir iş ve sürdürülebilir yaşamın norm olduğu bir dünya yaratacaksak; şirketler, hükümetler, STK’lar ve tüketiciler arasında daha fazla işbirliğine ihtiyacımız var.”

Bu konuda daha fazla keşif yapın
Başa dön