Geç içerik

Unilever Türkiye Yer değiştir


A photograph of three women with their arms around each other's shoulders.

Normale “HAYIR”, Pozitif Güzelliğe ise “EVET” diyoruz

Yapılan yeni bir araştırmaya göre, insanların %74’ü güzellik ve kişisel bakım sektörünün “güzellik” kavramına daha kapsamlı bir tanım getirmesini istiyor. Biz de bu talep karşısında harekete geçiyoruz. Nasıl mı?

Cilt bakımından sabuna, şampuandan deodoranta pek çok ürünü içeren güzellik ve kişisel bakım markalarımız dünyanın dört bir yanında reklamlarından ve ambalajlarından “normal” kelimesini kaldırıyorlar.

Bu girişim, güzellik anlayışında kapsayıcı, eşitlikçi ve sürdürülebilir yeni ve öncü nitelikteki Pozitif Güzellik vizyonumuz ve stratejimiz çerçevesinde verdiğimiz taahhütlerden yalnızca bir tanesidir. Amacımız yalnızca çevreye daha az zarar vermek değil, aynı zamanda gezegenimize ve insanlara daha fazla iyilik yapmaktır.

9 ülkeden 10.000 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen yeni bir araştırmaya göre* 10 kişiden 7’si, güzellik ürünlerinin ambalajlarındaki “normal” söyleminin insanlarda olumsuz bir etki yarattığını düşünüyor. Bu sayı, 18-35 yaş grubunda 8 kişiye kadar yükseliyor.

Yapılan araştırma, katılımcıların güzellik ve kişisel bakım sektörüne ilişkin deneyimlerini daha farklı açılardan da ortaya koyuyor:

  • Araştırmaya katılanların %56’sı, güzellik ve kişisel bakım sektörünün insanları dışlanmış hissettirebildiğini düşünüyor.
  • 10 kişiden 7’si güzellik ve kişisel bakım sektörünün “güzellik” kavramına daha kapsamlı bir tanım getirmesi gerektirdiğini savunuyor.
  • 10 kişiden 6’sı, sektörün kimin ve neyin “normal” olduğuna dair tek bir ideal yarattığını ve insanların tek bir görünüme sahip olmaya zorlandıklarını ifade etti.
  • %74’ü güzellik ve kişisel bakım sektörünün insanların daha güzel görünmelerinden ziyade daha iyi hissetmelerine odaklanması gerektiğini düşünüyor.

Katılımcılar, güzellik ve kişisel bakım markalarının yansıttığı insan tiplerinde daha fazla çeşitlilik ve kapsayıcılık görmek istediklerini de ifade etti.

Çoğunluk, sektörün çeşitli vücut tiplerine sahip, farklı yaş gruplarından, çeşitli etnik kökenleri olan ve LGBTQIA+ topluluğuna ait bireyleri daha iyi temsil edebilmesi için daha çok yol alması gerektiği görüşünde.

“Güzellik” kavramı için daha kapsayıcı bir tanım

“Normal” kavramını bütün ürünlerimizin reklamlardan ve ambalajlarından kaldıran güzellik ve kişisel bakım markalarımız, ayrıca kullandıkları görsellerdeki insanların vücut şekillerini, ölçülerini, oranlarını veya ten renklerini photoshop aracılığıyla değiştirmemeyi ve reklamlarında toplumda daha az temsil edilen gruplardan gelen insanları daha sık kullanmayı taahhüt ediyorlar.

İnsanlar ve gezegenimiz için taahhütlerimiz

“Normal” kavramını reddetmek, güzellik ve kişisel bakım markalarımız ile gerçek ve ölçülebilir bir etki yaratabilmek amacıyla verdiğimiz 3 taahhütten sadece bir tanesidir:

1) 2030 yılına kadar her yıl 1 milyar kişiye ulaşarak, sağlığın ve refahın iyileştirilmesine, eşit ve kapsayıcı bir toplum oluşturulmasına destek olmak için harekete geçiyoruz.

Bunu, güzellikteki ayrımcılığın sona ermesine yardımcı olarak ve kapsayıcılığı savunarak, dar güzellik ideallerine meydan okuyarak ve güzellikte daha fazla çeşitliliğe hitap eden kapsayıcı bir ürün portföyü oluşturarak yapacağız.

Kalıplaşmış yargıları çürüterek reklamlarımızda toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik edeceğiz ve kalıplaşmış algılara meydan okuyan marka kampanyalarını ön plana çıkaracağız. Topluma daha fazla sağlık ve esenlik kazandırmak amacıyla; el yıkama ve ağız hijyeni konularında yürüttüğümüz eğitici girişimlerimize ek olarak ruh sağlığı ve fiziksel sağlık gibi yeni alanlara da odaklanacağız.

2) 2030 yılına kadar 1,5 milyon hektar arazi, orman ve okyanusun korunmasına ve iyileştirilmesine destek olacağız.

Bu, küresel güzellik ve kişisel bakım ürünlerimizde bulunan yenilenebilir bileşenleri yetiştirmek için gerekenden daha fazla alan demektir.

Güzellik ve kişisel bakım markalarımız, Unilever’in 1 milyar Avro ayırdığı İklim ve Doğa fonuna da destek olacaklar. Ürünlerimizin plastik ambalajları 2025 yılına kadar yüzde 100 yeniden kullanılabilir, geri dönüştürülebilir ya da kompostlanabilir olacak.

3) 2023 yılına kadar dünya genelinde kozmetik ürünlerinin hayvanlar üzerinde test edilmesinin yasaklanması için desteğimizi sürdüreceğiz.

Bu konudaki çalışmalarımızı hukukçular, hayvanları korumayı ilke edinen kuruluşlar ve bizimle aynı fikri paylaşan diğer şirketler ile birlikte yürütmekteyiz. Güzellik ve kişisel bakım markalarımızın 23’ü şimdiden PETA onayına sahipler ve birçoğu da sertifikalandırılmak için çalışmalarını sürdürmekte.

İnsanları ve gezegenimizi korumaya yönelik hedefler koymak, ne Unilever ne de güzellik ve kişisel bakım markalarımız için yeni bir şey değil. Markalarımızın çoğu, çalışmalarını senelerdir fayda odaklı bir biçimde sürdürmektedir. Örneğin, Lifebuoy markamız eğitici el yıkama programları ile 2010 yılından beri 1 milyar kişiye erişmiştir. Dove markamız ise 15 yıldır sürdürdüğü Dove Özgüven Projesi ile bugüne dek 150 ülkede 69 milyon genci bedenleriyle daha barışık olabilmeleri için desteklemiştir.

Pozitif Güzellik Vizyonunu benimseyen markalarımızın birçoğu, bundan sonra da milyonlarca kişiye fayda sağlamak ve süregelen ve yolunda gitmeyen sistemleri dönüştürmek amacıyla; insanların, toplumların ve gezegenimizin iyiliğini destekleyen yeni politikaların, kanunların ve sosyal normların oluşturulmasını savunan yeni programlar uygulamaya başlayacaktır.

*Unilever’in Pozitif Güzellik Araştırması; ABD, Brezilya, İngiltere, Nijerya, Güney Afrika, Suudi Arabistan, Hindistan, Endonezya ve Çin’de yaşayan 10.000 katılımcı ile yapılmıştır.