Unilever olarak, Sürdürülebilir Yaşam Planımız kapsamında, 1 milyardan fazla insanın sağlığını ve esenliğini geliştirmek ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını iyileştirmek adına sürdürdüğümüz sosyal değişimi destekleme çabalarıyla bu konuda uzun bir geçmişe sahibiz.

Biz, bu başarılarımız ile gurur duyuyoruz. Öte yandan insanların günümüzde karşılaştıkları sosyal zorlukların daha ciddi boyutlara ulaşmasıyla birlikte daha fazlasını yapmamız gerektiğinin de bilincindeyiz.

Örneğin, 2019 yılında dünya genelinde 630 milyon çalışan (yani çalışan insanların neredeyse beşte biri) kendilerinin ve ailelerinin geçimini sağlayacak kadar gelir elde edemedi.

Daha eşitlikçi ve kapsayıcı bir toplumun oluşturulmasına destek olmak amacıyla iddialı taahhütler ve eylem planları belirlemiş olmamızın nedeni işte budur. Taahhütlerimiz:

  • 2030 yılına kadar, bize doğrudan mal veya hizmet sağlayan herkesin, geçinmelerine yetecek kadar ücret aldıklarından emin olacağız.
  • Yeteri kadar temsil edilmeyen gruplardan gelen kişilerin sahip olduğu ve yönettiği tedarikçilere (örneğin kadın tedarikçiler) global olarak 2025 yılına kadar her yıl 2 milyar avro bütçe kullanacağız.
  • 5 milyon küçük ve orta ölçekli işletmenin 2025 yılına kadar yeni becerilere, finansmana ve yeni teknolojilere erişim sağlayarak büyümesine destek olacağız.
  • Hem ekran önünü hem de kamera arkasını gözeterek, reklamlarımızda çeşitliliğin temsiliyetini artırdığımızdan emin olacağız.
  • Tüm çalışanlarımızın 2025 yılına kadar yeni beceriler edinmiş veya mevcut becerilerini geliştirmiş ve 2030 yılına kadar çeşitli çalışma imkânlarına sahip olmalarını sağlayacağız.
  • 2030 yılına kadar 10 milyon genci iş fırsatlarına hazır hale gelebilmeleri için ihtiyaç duyacakları temel beceriler ile donatacağız.

“Dünyanın şu anda karşı karşıya olduğu en büyük iki tehlike, iklim değişikliği ve sosyal eşitsizliktir” diyen Unilever CEO’su Alan Jope, sözlerine şöyle devam ediyor: “Geçtiğimiz yıl sosyal eşitsizliğin arttığını net olarak görüyoruz. İnsanların geçinme standartlarını yükselten, farklılıklara saygı gösteren, yetenekleri destekleyen ve herkese eşit fırsatlar sunan bir toplumun inşası, kararlı ve kolektif eylemlerde bulunulmasını gerektiriyor.”

Daha yüksek yaşam standartları

İnsanların geçimlerini sağlayabilecekleri bir gelire sahip olmalarını sağlamak, daha adil ve kapsayıcı bir toplum oluşturabilmek için atılması gereken kritik bir adımdır. Bu sayede insanlar makul bir yaşam standardı edinebilir ve gıda, barınma ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilir.

Biz kendi çalışanlarımızın tümüne hâlihazırda geçim sağlayabilecekleri bir ücret ödüyoruz. Şimdi aynı standardı kendi iş gücümüzün ötesindeki insanlara, özellikle imalat ve tarım sektörlerinde çalışan en kritik durumdaki insanlara da sağlamak istiyoruz. Sistem genelinde bir değişim yaratabilmek ve geçim için yeterli minimum gelir uygulamalarının dünya genelinde benimsenmesini teşvik edebilmek amacıyla tedarikçiler, diğer işletmeler, devletler ve STK’lar ile çalışacağız.

Bunlara paralel olarak perakende değer zincirimizdeki 5 milyon küçük ve orta ölçekli işletmeye (KOBİ) yeni becerilere, finansmana ve yeni teknolojilere erişim sağlayarak büyümeleri konusunda onlara destek olacağız. Çalıştığımız küçük ve orta ölçekli işletmeler, tüm dünyada bağımsız mağazalar ve satış noktaları işleten perakendecilerden ya da sokakta veya kapıdan kapıya satış yapan mikro girişimcilerden oluşmaktadır.

Yeni imkânlar yaratacak kapsayıcı bir yaklaşım

Unilever, çeşitlilik ve kapsayıcılığı uzun yıllardır tutkuyla savunmaktadır. Dünya genelinde yönetim kadrolarımızda cinsiyet eşitliği sağlayabilmiş olmaktan gurur duyuyoruz; fakat hem kadınlar hem yeteri kadar temsil edilmeyen diğer gruplar için yapacak daha çok işimiz var. Bu gruplara engelliler, LGBTQI+ topluluklarına ait olanlar ve yeteri kadar temsil edilmeyen azınlıklar dâhildir.

Kapsayıcı ve eşitlikçi bir kültür yaratmak için önyargı ve ayrımcılığı ortadan kaldıran yenilikçi politika ve uygulamaları benimseyeceğiz. İlk etapta işe alım süreçlerinde bariyerleri ve ön yargıları kaldıracağız ve tüm çalışanlarımızın rollerindeki başarısını desteklemelerinden liderlerimizi sorumlu tutacağız. Kendi operasyonlarımızın ötesinde, yeteri kadar temsil edilmeyen gruplara mensup kişilerin sahip olduğu ve yönettiği küçük ve orta ölçekli işletmelere global olarak 2025 yılına kadar yılda 2 milyar avro bütçe ayıracağız ve bu işletmeleri yeni becerilere, finansmanlara ve iş ilişkilerine erişebilmeleri yönünde destekleyeceğiz.

Markalarımızın gücünü bu amaçlarımız için özellikle kullanacağız. Reklamlarda sıkça yer verilen ve bu yolla süre gelen kalıp yargıları ortadan kaldırmak için mücadele edecek ve insanların daha kapsayıcı bir şekilde temsil edilmeleri gerektiğini vurgulayacağız.

İnsanların  geleceğin çalışma şekillerine hazırlanması

Daha adil ve daha kapsayıcı bir toplum oluşturma yönündeki çalışmalarımızın yanı sıra, dünyada meydana gelen değişimlerin birçok insanın iş bulma beklentilerini de etkilediğinin bilincindeyiz. Çalışma hayatındaki roller, yerler, saatler ve beceriler hızla değişiyor.

Çalışanlarımızın 2025 yılına kadar geleceğe uygun beceriler ile donatılmış olmalarını ve ileride hayatlarını ister Unilever bünyesinde ister başka bir yerde idame ettirebilmelerini sağlayacağız. Ayrıca çalışanlarımızın nasıl çalışmak istediklerini seçebilmelerine izin veren yeni istihdam modelleri uygulayacağız. Bunlara tam zamanlı çalışan hakları sağlayan esnek iş sözleşmeleri veya eğitim için işten izin verme süreleri gibi avantajlar dâhil olabilir.

2030 yılına kadar, organizasyonumuzun dışında yer alan 10 milyon gencin iş fırsatlarına hazırlanmaları için gerekli olan becerileri kendilerine kazandıracağız. Örneğin gençlerin amaçlarını keşfedebilmeleri, eğitime, gönüllü işlere ve mesleki deneyime erişim sağlayabilmeleri için, çözüm ortaklarımızla beraber LevelUp adlı bir gençlik platformu üzerinde çalışıyoruz.

Sağlıklı bir şekilde iş yapabilmek, sağlıklı bir toplum gerektirir

Küresel sürdürülebilir kalkınma gündeminin temelinde kapsayıcılık ve “kimse geride kalmayacak” yaklaşımı yer almaktadır. İşletmemiz bünyesinde ve ötesinde çeşitlilik ve kapsayıcılık yönündeki çalışmalarımız, BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı (SKA) da desteklemektedir.

Bu yaklaşımımız, Unilever’in bir asırdan uzun süre önce kurulduğu günden beri DNA’mızın bir parçası olmuştur. Aynı zamanda bugünkü stratejimizin de temelinde yatmaktadır. Biz, insan haklarında örnek olan, eşitliği savunan ve herkese hak ettiği payı veren markalar ile daha adil ve sosyal açıdan daha kapsayıcı olan bir dünya için katkıda bulunmak istiyoruz.

Yıllar içerisinde olumlu etkiler sağlamış olabilmekten gurur duyuyoruz; fakat daha yapacak çok işimiz var. Şu anda yeteri kadar temsil edilmeyen gruplar başta olmak üzere, işletmemiz bünyesinde ve değer zincirimiz genelinde yaşam standartlarını yükselteceğimize dair verdiğimiz cesur taahhütlerin nedeni de budur.

Tıpkı Alan Jope’ın dediği gibi: “Taahhüt ettiğimiz eylemlerin Unilever’i daha güçlü kılacağı ve günümüzde gördüğümüz ve hızla devam eden sosyal değişimlere hazırlayacağı inancındayız. Sağlıklı bir toplum olmadan sağlıklı bir şekilde iş yapılamaz.”

Bu konuda daha fazla keşif yapın