Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı

Sera gazları

İklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olmak için, 2030 yılına kadar tüm faaliyetlerimizi karbon pozitif hale getirmeye yönelik yeni bir hedef belirledik.

Kasım 2015'te, faaliyetlerimizi 2030 yılına kadar karbon pozitif hale getireceğimizi duyurduk. Bu taahhüt, 2030 yılına kadar faaliyetlerimizde kullanılan enerjinin %100'ünü yenilenebilir kaynaklardan kullanacağımız ve tükettiğimizden daha fazla yenilenebilir enerji üreteceğimiz anlamına gelmektedir. Ayrıca, tedarik, üretim ve inovasyon faaliyetlerimizden kaynaklanan sera gazı (GHG) etkisini azaltmak için çalışıyoruz ve tedarik zincirimizin neden olduğu ormansızlaştırmayı ortadan kaldırma çabalarımızı derinleştiriyoruz.

Stratejimiz

Fosil yakıtları üretim faaliyetlerimizden çıkararak, iklim eylemlerimizi derinleştiriyoruz.

Eliminating fossil fuels in manufacturing

İklim değişikliği

Karbondioksit ve diğer sera gazlarının salımı nedeniyle, son yıllarda yaşanan iklim değişikliğinin başlıca sorumlusunun insan faaliyetleri olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. Bununla mücadele etmek için, dünyanın dört bir yanındaki hükümetler, Aralık 2015'te Paris'te evrensel bir anlaşmaya vardı. Anlaşma, bu yüzyılda yaşanan küresel sıcaklık artışlarını 2 Santigrat derece ile sınırlamayı, böylece endüstriyel dönemden önceki seviyenin 1,5 Santigrat derece üzerinde sınırlamayı amaçlamaktadır.

İklim değişikliği ve onun neden olduğu yıkım, hem işimiz hem de tüketicilerimiz için önemlidir. İş gerekçesiyle de eyleme geçmek kaçınılmazdır. Şirketimiz için başlıca yararları, daha düşük işletme maliyetleri ve enerji tedariğimizde daha fazla esnekliğin yanı sıra, yağış modellerindeki değişiklikler nedeniyle hammadde tedariğinin iyileştirilmesi ve aşırı hava olaylarında aksamanın önlenmesidir. Sera gazı (GHG) ayak izimizi ileriye dönük bir şekilde azaltarak, çevre yönetmeliklerine ve vergilere maruz kalma oranımızı da azaltıyoruz.

Fırsatları da görüyoruz. Çevre bakımından bilinçli bir yaşam sürmek isteyen tüketicilerin sayısı giderek artıyor. Ocak 2017'de, Unilever tarafından gerçekleştirilen uluslararası bir çalışma, tüketicilerin üçte birinin (beş ülkeden 20.000 katılımcının %33'ü) artık toplum ve çevre yararını gözeten markaları satın almayı seçtiklerini, %21'inin ise ambalajları ve pazarlama materyalleri üzerinde sürdürülebilirlik ehliyetini açıkça gösteren markaları seçtiklerini ortaya koymuştur. Bu nedenle, markalarımızın GHG ayak izinin azaltılması, tüketicilerle daha sağlam bağlar kurmamızın bir yoludur.

Yaklaşımımız

Amacımız, ürünlerimizin yaşam döngüsü boyunca oluşturduğu sera gazı etkisini 2030'a kadar yarıya indirmektir. Ürünlerimizi kullanan tüketicilerle ilişkili GHG emisyonları, ayak izimizin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Stratejimiz kapsamında, küresel tedarik zincirlerinde ormansızlaştırmanın sonlanması için dönüşüm yaratmaya, kaynaklarını kullandığımız çiftçi ve tedarikçilerin GHG emisyonlarını azaltmalarına yardımcı olmak üzere Akıllı İklim Tarımı yaklaşımımızı başlatmaya, enerji verimli dondurma dolaplarına geçiş yapmaya ve iklim değişikliğiyle mücadele eden kamu politikalarını savunmaya yöneldik. Ayrıca daha az GHG yoğunluklu olan ve tüketicilerin daha sürdürülebilir bir yaşam sürmesine yardımcı olan ürünler tasarlıyoruz.

Üretim faaliyetlerimiz, bu çabalarımız arasında önemli bir rol oynuyor. 2008 yılından bu yana faaliyetlerimizde kullanılan CO2 enerjisinin %40'tan fazlasını azalttık.

Kasım 2015'te, 2030 yılına kadar faaliyetlerimizi karbon pozitif hale getirme hedefimizi duyurduk. Bu hedef, faaliyetlerimizde kullanılan enerjinin %100'ünün yenilenebilir kaynaklardan elde edileceği ve iş ortaklarımızla birlikte faaliyetlerimiz için ihtiyaç duyduğumuzdan daha fazla yenilenebilir enerji üreterek, enerji fazlasını faaliyet gösterdiğimiz pazar ve toplulukların kullanımına sunmayı destekleyeceğimiz anlamına gelmektedir.

Tüketicilerimizin ürünlerimizi kullanmasından kaynaklanan çevresel etkinin azaltılması konusuna değinirsek, bunu hala zor buluyoruz. Ürünlerimizin, tüketici kullanımı dahil yaşam döngüsü boyunca, sera gazı etkisi yükselmeye devam etmektedir ve 2010 yılından bu yana yaklaşık %8 oranında artmıştır.

Son altı yılda, değişime yön vermek için kendi başımıza hangi kaldıraçlardan yararlanabileceğimizi ve sistem değişiminin çok daha yavaş ilerlemesine hangi durumlarda bağlı kalabileceğimizi öğrendik. Kendi değişimimizi etkileyebileceğimiz durumlarda, örneğin çamaşır deterjanlarından fosfatları çıkararak daha az GHG yoğunluklu malzemeler içeren ürünler tasarladık. Ancak, ürünlerimizin GHG etkisinin %60'ından fazlası, başta duş için su ısıtma dahil olmak üzere tüketicilerin kullanım şekliyle bağlantılı. Bu durum evlere sağlanan enerji gibi çeşitli dış faktörlere bağlı olduğundan, etkilememiz çok daha zor ve burada daha geniş bir sistem değişimine ihtiyaç duyulmaktadır.

Taahhüdümüz

Ürünlerimizin yaşam döngüsü boyunca oluşturduğu sera gazı etkisini 2030'a kadar yarıya indireceğiz1.

Kendi faaliyetlerimizde, fosil yakıtları enerji karışımımızdan çıkarıp %100 yenilenebilir enerjiye geçiş yaparak 2030 yılına kadar karbon pozitif olacağız. Ayrıca, tükettiğimizden fazla yenilenebilir enerji üretip, enerji fazlasını faaliyet gösterdiğimiz pazar ve toplulukların kullanımına sunmayı doğrudan desteklemeyi amaçlıyoruz.

Bugüne kadar kaydedilen ilerleme

2008 yılından bu yana, CO2 emisyonlarını üretimden çıkarma yolunda iyi bir ilerleme kaydettik ve 2016'ya kadar bir ton üretimde %43'lük† bir azalma sağlayarak hedefimize planlanandan dört yıl önce ulaştık. Yenilenebilir enerji, toplam enerji kullanımımızın %31,6'sına katkıda bulundu. Ancak, ürünlerimizin tüketici kullanımı başına yaşam döngüsü boyunca GHG etkileri, 2010 yılından bu yana %8 oranında arttı.

Gelecekteki zorluklar

Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı'nı altı yıl önce başlatmamızdan bu yana, ürünlerimizi kullanan tüketicilerle ilişkili emisyonları azaltma konusunda sınırlı bir ilerleme kaydettik.

Satın aldığımız cilt temizleme ve saç bakımı markaları, tüketici kullanımı başına daha yüksek bir sera gazı etkisiyle ilişkilendirilen ürünlerimizin payını arttırdı. Bu ürünler, sıcak duş ve banyo yaparken tüketiciler tarafından kullanılmaktadır. Bu nedenle, tüketici ürünlerinde kullanılan enerji, evlere sağlanan enerjinin karbon yoğunluğu ve tüketici davranışı gibi çeşitli dış faktörlere bağımlıyız. Basınçlı deodorant spreylerimiz ve çamaşırları daha düşük sıcaklıklarda yıkayan konsantre çamaşır deterjanlarımız gibi yenilikçi ürünler katkıda bulunsa da hala yapılması gereken çok iş var. Geniş ölçekli bir değişim için dünyanın dört bir yanındaki hükümetlerin, GHG emisyonlarının azaltılmasına ve değişim sürecinin finanse edilmesine yönelik taahhütler belirlemesi gerekir.

Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı'nın Sera gazları ayağı Birleşmiş Milletler Küresel Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin birkaçına katkıda bulunmaktadır ve bu dış faktörlerin değiştirilmesinde rol oynayacaktır. İklimle ilgili Küresel Hedefler şunlardır; Hedef 7: Erişilebilir ve temiz enerji, Hedef 9: Sanayi, yenilikçilik ve altyapı, Hedef 12: Sorumlu tüketim ve üretim ve Hedef 13: İklim eylemi.

Küresel Hedeflere birçok yoldan katkıda bulunuyoruz, örneğin:

  • Hedef 7, 8 ve 9 ile paralel olarak, üretimde enerjinin %100'ünü yenilenebilir kaynaklardan kullanmayı taahhüt ediyoruz.
  • İklim dostu dondurma dolaplarımız, basınçlı deodorant spreylerimiz ve çamaşırları düşük sıcaklıklarda yıkayan konsantre sıvı deterjanlarımız gibi yenilikçi ürünler Hedef 12'ye katkı yapıyor, ancak henüz yapılması gereken çok iş var.
  • Ormansızlaştırmayı dünyadaki ürün tedarik zincirinden çıkarma hedefimiz de (Hedef 13 ile uyumlu) önemli sorunlarla karşı karşıyadır, buna rağmen pozitif ilerleme kaydedilmektedir. Dünyada ticareti yapılan palm yağının %90'ı artık ‘ormansızlaştırmayı engelleme’ taahhüdü kapsamındadır. Sorun ise vaatlerin eyleme çevrilmesiyle ilgilidir. Bu nedenle, iklim değişikliği ve ormansızlaştırma konusundaki savunuculuk çalışmamız önemlidir.

PwC tarafından bağımsız olarak güvence verilmiştir

1 2016'da duyurulan yenilenmiş sera gazı stratejisine göre.

Dönüşümsel değişim - Ormansızlaştırmayı durdurarak, kadınların güçlenmesini destekleyerek, sürdürülebilir tarıma ve küçük ölçekli çiftçilere destek vererek ve su, sıhhi koşul ve hijyeni iyileştirerek dönüşümsel değişimi nasıl yönlendirdiğimizi keşfedin.


Sera gazları konusunda daha fazla bilgi için genişletin

Hedefler ve performans

Değer zincirimizdeki ürünlerin, tüketiciler tarafından kullanılmasıyla ilişkili sera gazlarını (GHG) yarıya indirmek için kararlı bir şekilde çalışıyoruz.


azaltma
Taahhüdümüz

Ürünlerimizin yaşam döngüsü boyunca oluşturduğu sera gazı etkisini, 2030'a kadar yarıya indirme.1

Performansımız

2016 yılında, tüketici kullanımı başına sera gazı etkimiz, 2010'dan sonra yaklaşık %8 oranında artmıştır.

Bakış açımız

2016 yılında tesislerimiz, bir ton üretimde kullanılan enerjinin neden olduğu CO2 emisyonlarını, 2008 yılına göre %43 oranında azaltmış, hedefimizi planlanandan dört yıl önce gerçekleştirmiştir.

Ancak, ürünlerimizin GHG etkisi 2010'dan bu yana %8 artmıştır.2 Aynı dönemde temel alınan satış artışı %30'dur, bu nedenle değer zincirimizin GHG etkilerini şirket büyümesinden ayrı tutabildiğimizi görmek umut vericidir.

Tüketici kullanımı başına GHG emisyonlarındaki artış, başta Alberto Culver olmak üzere ağırlıklı olarak şirket satın alımlarıyla saç ve duş ürünlerini genişleten Kişisel Bakım şirketimizden kaynaklanmaktadır. Değer zincirimizin GHG ayak izinin %60'tan fazlası, başta duş için ısıtılan su olmak üzere, etkilemesi çok zor olan tüketici kullanımından kaynaklanmaktadır.

2010 yılında Planımızı başlatmamızdan bu yana, etkileyebileceğimiz ve etkileyemeyeceğimiz alanlar ve başta tüketicilerin yenilenebilir enerjiye geçişi olmak üzere diğer aktörlerin daha fazla eylemde bulunması gereken alanlar konusunda çok şey öğrendik.

2030 yılına kadar faaliyetlerimizde ‘karbon pozitif’ olma hedefini belirledik. Buna 2030 yılına kadar toplam enerjimizin %100'ünü yenilenebilir kaynaklardan kullanmak ve yenilenebilir enerji fazlasının faaliyet gösterdiğimiz pazar ve topluluklarda kullanıma sunulması dahildir.

1 Çevresel hedeflerimiz, 2010 yılını başlangıç noktası olarak alıp, 'tüketici kullanımı' temelinde ifade edilmektedir. Bu, bir ürünün tek kullanımlık porsiyon veya servisini ifade eder.

2 2010 başlangıç noktası, Sera Gazları (GHG) için tüketici kullanımı başına 0,2 g CO2 azalmasıyla yeniden şekillendirilmiştir. 2015 sonuçlarımız için geçerli olmak üzere, yeniden şekillendirilen 2015 GHG performansı, 2010 başlangıç noktasındaki tüketici başına %6'lık artış yerine %7'lik artış göstermiştir.


  • Başarılı

  • Plana göre ilerliyor

  • Plan dışı

  • %

    tutulan hedef %'si

Key
  • Başarılı

  • Plana göre ilerliyor

  • Plan dışı

  • %

    tutulan hedef %'si

Hedeflerimiz

Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı'ndaki güvence programımız hakkında daha fazla bilgi için lütfen Bağımsız Güvence bölümüne bakın.

Üretimde karbon pozitif olma

  • Fabrikalarımızın kullandığı enerjiden kaynaklanan CO2 emisyonları, çok daha yüksek hacimlere rağmen 2020 yılına kadar 2008 düzeylerine veya daha düşük seviyelere inecektir.

Bu oran, bir ton üretim için yaklaşık %40 azalmayı ifade eder.

Başlangıç noktasının 1995 olduğu duruma göre bu oran, bir ton üretim için %63 azalmayı ve %43 mutlak azalmayı ifade eder.

2016 yılında 2008'e göre enerjiden 1.080.314 ton daha az CO2 üretildi (bir ton üretim için %43 azalma).

1995'e kıyasla, bu oran mutlak koşullarda %66'lık azalmayı ifade eder.


Üretimlerimizi 2030 yılına kadar karbon pozitif hale getireceğiz:


  • 2030 yılına kadar tüm faaliyetlerimizde** enerjinin %100'nü yenilenebilir kaynaklardan elde edeceğiz.

2016 yılında, üretim faaliyetlerimizde kullandığımız toplam enerjinin %31,6'sı, yenilenebilir enerji kaynaklarından kullanıldı. Bu oran 2008 yılında %15,8'di.


  • Şebekeden satın aldığımız tüm elektriği, 2020 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan kullanacağız.

2016 yılında, üretim faaliyetlerimizde kullandığımız tüm şebeke elektriğinin %63'ü, yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildi.


  • 2020 yılına kadar kömürü enerji karışımımızdan çıkaracağız.

2016 yılında, üretim faaliyetlerimizde kullanılan enerjinin 1,1 milyon GJ'si kömürden üretildi. Bu oran toplam enerji kullanımımızın %4'ünü oluşturuyordu. Üretim tesislerimizin 13 tanesinde, kömürden üretilen enerji kullanıldı.


  • 2030 yılına kadar karbon pozitif olma hedefimizi gerçekleştirmek için, tükettiğimizden fazla yenilenebilir enerji üretip, enerji fazlasını faaliyet gösterdiğimiz pazar ve toplulukların kullanımına sunmayı doğrudan desteklemeyi amaçlıyoruz.

2016 yılında metodolojimizi geliştirmeye başladık. Hedefe doğru ilerleme durumumuzu, 2017 Sürdürülebilir Yaşam Raporumuzda bildireceğiz.


  • Yeni kurulan tüm fabrikalar, başlangıç noktamız olan 2008'deki fabrikaların etkisinin yarısından daha azını oluşturmayı amaçlayacaktır.

Türkiye, Filipinler ve Ukrayna'daki yeni fabrikalar 2016 yılında üretime başladı. Tamamen faaliyete geçtiğinde bu fabrikaların her biri, başlangıç noktası olan 2008'e göre enerjidenkullanımından kaynaklanan CO2 emisyonlarını yarıya indirmeyi amaçlamaktadır.


Bakış Açımız

2016 yılında fabrikalarımız, enerji kullanımından kaynaklanan CO2 emisyonlarını, 2015'e göre ton başına %5,6, 2008’e göre ise ton başına %43 azaltarak, hedefimizi planlanandan dört yıl önce gerçekleştirdi. 2016 yılında, 2008 başlangıç noktasına göre 1.080.314 ton daha az CO2 üretildi. 2016 yılında, bir ton üretimdeki enerji kullanımını %1,3 azalttık; bu oran 2008'den bu yana %24'ü bulmuştur.

2015 yılında yeni bir ‘karbon pozitif’ hedefi duyurduk. Bu yeni hedef, 2020 yılına kadar tüm faaliyetlerimizde kullandığımız enerjinin %40'ını yenilenebilir kaynaklardan elde etme hedefimizin yerine geçmektedir. 2016 yılının sonuna kadar, beş kıtadaki 28 ülkede faaliyet gösteren 97 üretim tesisi, şebeke elektriğinin %100'ünü onaylı yenilenebilir kaynaklardan satın aldı. Yine 2016 yılında, küresel enerji ihtiyacımızın %31,6'sını yenilenebilir kaynaklardan karşıladık.

Çamaşır yıkama işlemlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltma

2012 yılına kadar sera gazı emisyonlarını, %15 azaltmak için ürünlerimizi yeniden formüle etmek.

Yoğun olarak faaliyet gösterdiğimiz 14 ülkede, toz çamaşır deterjanlarımızın %95'inden fazlası (hacim olarak) yeniden formüle edilerek, 2012'nin sonuna kadar sera gazı emisyonları %15 oranında azaltıldı1.

Toz ve kapsül deterjanlardaki ham madde kullanımının yanı sıra, üretimimizi optimize ederek yeniden formülasyona devam ediyoruz.


Bakış Açımız

Sıvı çamaşır deterjanlarının sera gazı (GHG) ayak izi, toz deterjanlardan daha düşüktür. Sıvı deterjanlarla pazar gelişimini yönlendiriyoruz: toz, çubuk ve sıvı deterjan seçeneklerinin mevcut olduğu pazarlarda sıvı deterjanlarla daha hızlı büyüyoruz.

Sıvı deterjanlarımızın birçoğu şu anda GHG emisyonlarını azaltan konsantre haliyle satılmaktadır. Bu deterjanlar ayrıca düşük sıcaklıklarda harika temizlik performansı sağlamaktadır. Aynı zamanda, birim başına yıkama sayısını artırarak tüketicilerin fazla veya eksik doz kullanmasını engelliyoruz.

Yüksek GHG etkisine sahip temel bileşenler olan fosfat ve zeoliti azaltarak veya tamamen kaldırarak daha düşük etkili tozlar geliştirme konusunda sektöre öncülük ediyoruz. Şu anda toz çamaşır deterjanlarımızdaki küresel fosfat kullanımını %90 azalttık ve sonuç olarak tek tüketici kullanımında %50'ye kadar daha az GHG emisyonu üretilmesini sağladık.

Nakliye işlemlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltma

Küresel lojistik ağımızdan kaynaklanan CO2 emisyonları, çok daha yüksek hacimlere rağmen 2020 yılına kadar 2010 düzeylerine veya daha düşük seviyelere inecektir. Bu düzey, CO2 verimliliğinde %40'lık bir artışa karşılık gelecektir.

Bunu başarmak için kamyon mesafelerini azaltacak, daha düşük emisyonlu taşıtlar kullanacak; demiryolu veya deniz gibi alternatif nakliye yöntemlerinden yararlanacak ve depolarımızın enerji verimliliğini artıracağız.

2010'dan bu yana CO2 verimliliğinde %27 artış. 2016 yılında 2015'e göre CO2 verimliliğinde %6,7 artış ve mutlak koşullarda %7,4 azalma1.


Bakış Açımız

2010 yılından bu yana CO2 verimliliğinde %27 artış sağlayarak, 2016 yılı boyunca sürekli bir ilerleme kaydettik. Bununla birlikte, 2020 taahhüdümüze ulaşmak için hala çok istekliyiz.

Sahip olduğumuz güçlü altyapının üzerine eklemeye devam ediyoruz. Yenilikler ve aşağıdan yukarıya karbon azaltma projeleri geliştirerek, nakliye lojistiğimize verimlilik kattığımızdan emin olmak için en iyi uygulamaları paylaşacağız.

Mallarımızı taşımak için demiryolu ve deniz ulaşımı gibi karayolu dışındaki nakliye yöntemlerini giderek daha fazla kullanıyoruz. Hala karayolu üzerinden gerçekleştirilen yolculuklar için, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) gibi alternatif yakıt teknolojilerini, sıcaklık kontrollü kamyonlar için termal örtü teknolojisini ve boşken daha az kamyonun seyahat ettiğinden emin olmak üzere lojistik talebin eşleşmesine yönelik eFreight yazılımını kullanıyoruz.

1 En yoğun faaliyet gösterdiğimiz 14 ülkede, 2010 yılından bu yana birikimli bir gelişme görüldü; yıllık gelişme 50'den fazla ülkede ölçüldü.

Soğutma işlemlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltma

Dünyanın en büyük dondurma üreticisi olarak, iklim dostu doğal (hidrokarbon) buzdolapları kullanan dondurma kabinlerimizin kullanıma alınmasını hızlandıracağız. Kasım 2010'da planımızı başlattığımızda, yeni buzdolabı içeren 450.000 üniteyi zaten satın almıştık.



  • 2015 yılına kadar 850.000 ünite daha satın alacağız.

2013 yılında 850.000 iklim dostu dondurucu satın alma hedefimizi aşarak, toplamda yaklaşık 1,5 milyona ulaştık.

2016 yılında toplam miktar yaklaşık 2,3 milyon hidrokarbon dondurucuya ulaştı.


Bakış Açımız

Dondurucularımızda kullandığımız iklim dostu hidrokarbon (HC) buzdolapları, daha önce kullanılan hidroflorokarbonlara (HFC) kıyasla önemsenmeyecek kadar düşük bir küresel ısınma potansiyeline sahiptir. Dondurucular ayrıca yaklaşık %10 daha fazla enerji verimlidir. 2016'nın sonuna kadar, doğal buzdolapları kullanan yaklaşık 2,3 milyon dondurucu satın aldık.

İklim dostu HC dondurucuları kullanıma almaya ve dondurucularımızın enerji verimliliğini artırmaya devam ediyoruz. 2016 yılında, en yeni ve enerji verimliliği en yüksek dondurucularımız, enerji kullanımını 2008 başlangıç noktasına göre %60 oranında azaltmıştır. Dondurucularımızın enerji verimliliğinde daha fazla iyileştirme yapmak ve dolaplarımızı çalıştırmak için güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerjilerin kullanımını araştırmak da dahil olmak üzere başka yenilikler üzerinde çalışıyoruz.

Daha çevre dostu dondurucuları desteklemek için sektörle birlikte çalışmaya devam ediyoruz. Refrigerants, Naturally! (Doğal Olarak Buzdolabı!) kampanyasında, zarar verici HFC'lerin Avrupa'da yaygın olarak kullanılan birçok dondurucu türünde yasaklanmasını savunduk; bu yasak 2022'de yürürlüğe girecektir.

Ofislerimizdeki enerji tüketimini azaltma

2020 yılına kadar, yoğun olarak faaliyet gösterdiğimiz 21 ülkede, her bir ofis çalışanı başına satın alınan enerjiyi (kWh) 2010 yılına göre yarıya indireceğiz.

2010'dan bu yana çalışan başına satın alınan enerjide (kWh) %32 azalma.


Bakış Açımız

Kapsam dahilindeki tesislerimizde, enerji tüketimini azaltmaya yönelik zorlu bir 2020 hedefi belirledik. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için yerel tesislerde verimliliğin artırılması, ofis yoğunluğunun artması ve en fazla enerji tüketen tesislere odaklanılması hep birlikte gereklidir. 2010 yılından bu yana, çalışan başına satın alınan enerjiyi %32 oranında azaltarak 2015'teki %27 azalmayı ilerlettik.

Birkaç ofisin daha verimli tesislere taşınması, farklı ofislerin tek bir lokasyonda birleştirilmesi, PC güç yönetim araçlarımızın etkinliğinin devam etmesi, bina yönetim sistemlerimizin optimizasyonuna daha fazla odaklanılması ve birkaç ofisimizde LED aydınlatma kullanımının başlaması bu sonuca katkıda bulunan faktörlerdi.

İş seyahatlerini azaltma

Çalışanlarımızın iş seyahatlerini azaltırken, iletişimi daha kolay hale getirecek gelişmiş video konferans olanaklarına yatırım yapıyoruz. 2011 yılına kadar bu ağ 30'dan fazla ülkeyi kapsayacaktı.

2011'in sonuna kadar 54 ülke kapsama alındı.


Bakış Açımız

Seyahat ayak izimizi azaltmak için gelişmiş video olanaklarına yatırım yapmaya devam ediyoruz. 2016'nın sonuna kadar, 90 ülkede video konferans olanaklarını hayata geçirdik.

Gelişmiş video konferans sistemimiz Video Presence, dünya çapındaki Unilever ofislerinde her ay 950'den fazla toplantıda kullanılıyor. Bu sistem, toplantılar için seyahat etme ihtiyacımızı ve CO2 emisyonlarımızı önemli ölçüde azaltıyor. Şirket için maliyet ve zaman tasarrufu sağlamasının yanında, çalışanlarımız için yorucu seyahatleri azaltıyor.

GHG iş seyahati etkilerini daha da azaltmak amacıyla, çalışanlarımız uçak bileti rezerve etmek üzere seyahat rezervasyon sistemimize giriş yaptığında Video Presence'i kullanmanın yararlarına ilişkin mesajlar gösteriyoruz. Bunun yapılması, çalışanlarımızı yalnızca gerekli olduğunda seyahat etmeye teşvik ediyor.

Başa dön