Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nın ilk yıl sonuçları açıklandı

Unilever’in işini iki kat büyütürken çevre üzerindeki toplam etkisini azaltmak amacıyla hayata geçirdiği Sürdürülebilir Yaşam Planı ilk yılını tamamladı.

Unilever Global İletişimden Sorumlu Dünya Başkanı Sue Garrard, ‘Sürdürülebilir Yaşam Planı’ ile tarımsal hammadde tedarikinden ürünlerin tüketici tarafından kullanımına kadar, yaşam döngüsünün tamamında bıraktıkları etkilere dair sorumluluk üstlendiklerini ve bunun bir devrim niteliği taşıdığını söyledi.

Global hedeflere paralel olarak Türkiye’de de sürdürülebilir yaşama yönelik adımlar atan Unilever, kaydettiği ilerlemeyle göz doldurdu. Konsantre çamaşır deterjanları ve daha iyi yıkama alışkanlıkları geliştirilmesindeki önemli adımlar neticesinde 2 Ömerli Barajı kadar su kurtarıldı. Lifebuoy ve Domestos’un ‘Eğlen, Öğren, Hijyen’ Projesi ile 2011’in ilk altı ayında 40 bin çocuğa hijyen eğitimi verildi. Lipton Türkiye, ‘Sürdürülebilir Çay Tarımı’ Projesi kapsamında 7.426 küçük ölçekli çay üreticisine birebir eğitim verirken, Knorr Türkiye üreticiler ve tedarikçilerle el ele ‘İyi Tarım’ Projesi’ni başlattı.

Unilever Türkiye, Rusya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Kafkasya Başkanı ve Unilever Türkiye CEO’su İzzet Karaca, Unilever’in altıncı büyük pazarı olan bir bölgeyi İstanbul’dan yönettiklerini belirterek, “Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nın hedeflerine gönülden bağlıyız ve bu planın başarıya ulaşmasında büyük rol oynuyoruz” dedi.

İstanbul, 24 Nisan 2012 – Dünyanın önde gelen hızlı tüketim ürünleri tedarikçilerinden Unilever, ‘Sürdürülebilir Yaşam Planı’ çerçevesinde ilk yılda kaydettiği ilerlemeleri açıklamak üzere bir basın toplantısı düzenledi.

Unilever Global İletişimden Sorumlu Dünya Başkanı Sue Garrard, Sürdürülebilir Yaşam Planı ile hammadde tedarikinden ürünlerin yemek, temizlik veya çamaşır yıkama alanlarındaki tüketici kullanımına kadar, değer zincirinin tamamındaki etkilerine dair sorumluluk üstlendiklerini ve bunun bir devrim niteliği taşıdığını söyledi.

Unilever’in işini iki kat büyütürken çevre üzerindeki toplam etkisini azaltmayı hedeflediğini belirten Garrard, “Sürdürülebilir Yaşam Planı kapsamında; 2020’ye kadar, 1 milyar insanın sağlık ve esenliklerini geliştirmek üzere harekete geçmelerine yardım etme hedefi doğrultusunda, sağlık, beslenme ve hijyeni geliştirmeye, aynı zamanda tüm tarımsal hammaddelerimizi sürdürülebilir kaynaklardan tedarik etmeye kararlıyız” dedi.

Sürdürülebilirlik büyümenin itici gücü olacak

Garrard, Sürdürülebilir Yaşam Planı çerçevesinde kaydettikleri başarılı performansı şöyle anlattı: “Dünyamızda nüfus artarken, iklim değişikliği hızlanıyor. Su kaynaklarımız kıt, bir milyar insan aç ve 1 milyar insan da aşırı kilolu. Diğer taraftan her yıl 1 milyondan fazla çocuk ishal nedeniyle ölüyor. Eğer dünyamızın kaynaklarını tüketmeden ve kamu borçlarını arttırmadan 7 milyar insana iyi yaşam koşulları sağlama hedefimize ulaşmak istiyorsak hem hükümetler hem de sektör, ekonomik ve çevresel açıdan dengede olan yeni büyüme modelleri bulmalıyız.”

“Hedeflerimizin birçoğu, en az onları açıkladığımız zaman olduğu kadar zorlu görünüyor; ancak bir şeyleri gerçekten değiştirmek istiyorsanız, kendinize zorlu hedefler koymalısınız” diyen Garrard, sürdürülebilir büyümenin gelecekte kabul edilebilir tek büyüme modeli olacağına dikkat çekti. Garrard, “Bu nedenle Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı'nı, iş stratejimizin tam kalbine koyduk. Bu zorlukların ilerlememizin önündeki bir engelden çok, büyümeyi tetikleyecek unsurlar olduğuna inanıyoruz” diye konuştu. Garrard Unilever’in bu kapsamda, sürdürülebilirliği büyümenin itici gücü olarak konumlandırdıklarını, vizyonun bir parçası haline getirdiklerini ve stratejinin tam kalbine koyduklarını belirtti.

Karaca: Türkiye’de ve Türkiye’nin yönetim üssü olduğu bölgemizde planımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz…

Unilever Türkiye, Rusya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Kafkasya Başkanı İzzet Karaca toplantıda yaptığı konuşmada, 30 fabrika ve 12 bin çalışandan oluşan, 750 milyonluk nüfusa sahip ve Unilever’in altıncı büyük pazarı olan bir bölgeyi Türkiye’den yönetmeye başladıklarını hatırlatarak, “Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nın hedeflerine gönülden bağlıyız ve bu planın başarıya ulaşmasında büyük rol oynuyoruz. 2011 yılında yaklaşık 60 hedefte %71 başarı kaydettik” dedi.

Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı kapsamında üç hedeften biri olan tarımsal hammaddelerin %100’ünü sürdürülebilir kaynaklardan sağlama hedefine ilişkin olarak Karaca “Tarımsal ham maddelerimizin %14'ünü sürdürülebilir kaynaklardan sağlamak, 10 yıldan fazla zamanımızı aldı. Son 1 yılda ise bu oranı %24’e çıkardık. 2011 yılında, başı çeken on tarımsal ham maddemizin tamamında ilerleme kaydettik” dedi.

2020 yılına kadar sürdürülebilir palm yağının tümü izlenebilir kaynaklardan gelecek

2020 yılına kadar tüm palm yağını sürdürülebilir kaynaklardan almak şeklinde yeni bir hedef açıklayan Karaca “Satın aldığımız sertifikalı yağın tamamını, yetiştiği tarlaya varana kadar, geriye dönük şekilde izleme imkanımız olacak. Çok büyük hacimlerde alım yapmamız nedeniyle bu sadece tedarikçiler, STK’lar ve müşterilerimiz ile birlikte çalıştığımız takdirde altından kalkabileceğimiz büyük bir görev” dedi.

Endonezya hükümeti ile Sumatra’da 100 milyon dolarlık bir ayrıştırma tesisinin inşası için yapılan görüşmelerde büyük aşama kaydedildiği belirten Karaca “Bunun sonucunda, satın aldığımız palm ve palm çekirdeği yağını alarak sabunlarımız, şampuanlarımız ve vücut losyonlarımız için ihtiyaç duyduğumuz oleo-kimyasalların sentezlenme süreci başlayacak. 2012 yılının sonunda palm yağının tamamının sürdürülebilir kaynaklardan sağlayacağız. Tabii palm yağı ilerleme kaydettiğimiz tek ham madde değil” şeklinde konuştu.

Unilever Türkiye, sürdürülebilir tedarik için üreticilerle el ele…

Sürdürülebilir tedarik hedefi doğrultusunda Lipton ve Knorr markalarıyla önemli adımlar attıklarını ifade eden Karaca şunları söyledi:

“Türkiye’deki çay fabrikalarında üretilen çay ve 3. taraflarca tedarik edilenler dahil olmak üzere bütün çayların sırasıyla 2015 ve 2018’e kadar Yağmur Ormanları Birliği (RA-Rainforest Alliance) onaylı olmasını hedefliyoruz. Bu kapsamda Lipton Türkiye, 2011 yılında Sürdürülebilir Tarım Projesi’ni hayata geçirdi ve 7.426 küçük ölçekli çay üreticisine birebir eğitim verdi. Karadeniz Bölgesi’nin ilk Toprak Analiz Laboratuarı’nı açtık, bir mobil aracı Rize çay bahçelerinde çalışan kadınlara sağlık taraması yapabilmesi için Sağlık Bakanlığı’na bağışladık. 

Öte yandan Türkiye’de en çok kullanılan 5 bileşenin 2015 yılına kadar sürdürülebilir kaynaklardan temin edilmesi hedefi doğrultusunda çalışan Knorr Türkiye de WWF işbirliğiyle ‘İyi Tarım’ Projesi başlattık. Tüm tedarikçilerimiz ve çiftçilerimiz, 2011 yılında ‘İyi Tarım’ projemizden haberdar edildi.”

Çevresel ayak izimizi yarıya indiriyoruz

2011 yılında, 2008’e göre kullanılan enerjiden 600.000 ton karbondioksit azaltımı yaptıklarını kaydeden Karaca, bu alandaki önemli gelişmeleri şöyle aktardı:

“Global olarak kullandığımız toplam enerjinin %20’si yenilenebilir kaynaklardan geliyor ve 2020 yılı için koyduğumuz %40’lık hedefimize ulaşma yolunda da başarıyla ilerliyoruz. Fabrikalarımızda daha az su kullanıyoruz ve daha az atık üretiyoruz. 2011 yılında tesislerimizin yaklaşık üçte biri, katı atık alanlarına hiç atık göndermedi. Bu oranı, bu yılın sonuna kadar yarıdan fazlaya çıkarmak istiyoruz. Örneğin Rusya’da 2011’in 2. yarısından itibaren CO2 emisyonunu yılda 2.850 ton azaltmayı başardık. 

Ayrıca sera gazı azaltımı konusunda 470.000 iklim dostu dondurma dolabı ile 2015 yılı için koyduğumuz 850.000’lik hedefi yarılamış bulunuyoruz. Çamaşır ürünlerimizin birçoğu tekrar formüle edildi, bu da bizi 2012 yılında çamaşır yıkamadan kaynaklı sera gazı salımını %15 azaltma hedefimize yönlendirdi.”

Konsantre deterjanlar sayesinde sera gazı etkisi azaldı

Çamaşır yıkama sürecindeki sera gazı etkisinin azaltmak için sıvı deterjanları konsantre, toz deterjanları ise daha kompakt hale getirdiklerini vurgulayan İzzet Karaca, “2008 yılında, OMO’nun tüm toz deterjanlarını konsantre ürünlere dönüştürerek enerji ve ambalaj tasarrufu yapmakla kalmadık; aynı zamanda tüketicilerin normal bir deterjana kıyasla üçte bir daha az ürün kullanmalarını sağladık. İnovasyonlarımızı bir adım daha ileri taşıyarak, 2010 yılında OMO Ultra Konsantre Sıvı Deterjan’ı geliştirdik. 

Bu, toz ve konsantre toz deterjanlara kıyasla olumsuz çevresel etkileri azaltan bir ürün. 2008-2011 arasında geliştirilen yeni nesil OMO formülleriyle CO2 emisyonuna olan etkimizi %41, su tüketimi ile bıraktığımız etkiyi ise %35 oranında azalttık. Ön yıkama oranını %44’ten %29’a düşürerek iki Ömerli Barajı kadar su kurtarılmasına katkıda bulunduk” şeklinde konuştu.

2011’de 135 milyon insanın sağlık ve esenliklerine katkı sağladık

Bir milyar insanın sağlık ve esenliklerini arttırmak için harekete geçmelerine yardımcı olmak hedefi kapsamındaki ilerlemelere de değinen Karaca “2011 yılı sonu itibariyle dünya genelinde 48 milyon kişiye ulaşan el yıkama programlarına paralel olarak Türkiye’de Domestos önderliğinde gerçekleştirdiğimiz ‘Eğlen, Öğren, Hijyen’ Projesi ile Türkiye’nin sosyo-ekonomik açıdan daha az gelişmiş bölgelerinde yaşayan çocuklara hijyen alışkanlıkları kazandırmayı hedefledik. 2011’in ilk altı ayında 40 bin çocuğa hijyen eğitimi verdik. Bu projeyle 3 yıl içinde 225 bin çocuğu eğitmeyi ve anne babalar da dahil 1 milyondan fazla kişiye dokunmayı hedefliyoruz” dedi.

Beslenme konusunda doymuş yağları ve tuzu azaltma konusunda oldukça yol kat ettiklerini belirten Karaca şunları söyledi: “Örneğin, Sana ve Becel gibi öncü sürülebilir ürünlerimizin %90’ından fazlası, artık üçte bir oranından daha az doymuş yağ içeriyor. Öte yandan uluslararası beslenme kılavuzları, günlük 5 gram tuz öneriyor ve bizim amacımız tüketicilerin bu önerilen seviyeye ulaşmasına yardımcı olmak. 2011 yılı sonunda gıda portföyümüzün %61’i günlük 5 gram hedefine ulaştı.”

Bölge Başkanı İzzet Karaca’dan değişimi gerçekleştirmek için paydaşlara büyük çağrı

Karaca son olarak “Sürdürülebilirliğe yapılan yatırım iyi sonuçları da beraberinde getirir. Unilever olarak, dünya çapında çok daha fazla insanın beslenme ve hijyen avantajlarından yararlanmalarını sağlayacak ürünlerimizi sunarak, onların daha iyi yaşam kalitesine sahip olmalarını sağlamak ve işimizi iki kat büyütmek istiyoruz. Ancak ne pahasına olursa olsun sadece işimizi büyütmek bizim için kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. İş modelimiz aynı zamanda çevreye olan etkimizi de azaltmalıdır. 

Sürdürülebilir Yaşam Planımızı farklı kılan özellik de değer zinciri boyunca geçerli olmasıdır. Biz, sadece kendi operasyonlarımızın değil; tedarikçilerimizin, müşterilerimizin, iş ortaklarımızın ve en önemlisi tüketicilerimizin ürünlerimizi kullanmasının sorumluluğunu taşıyoruz. Ancak tüm bu hedefleri tek başımıza gerçekleştiremeyiz. Bu nedenle, değişimi gerçekleştirmek için paydaşlarımızla hep birlikte çalışmalı ve iş yapış şeklimizi değiştirmeliyiz. Unilever'de biz, sürdürülebilir büyüme ve sürdürülebilir yaşamın birlikte ilerleyeceğine inanıyoruz. Bu inancı paylaşanları bu yolda bizimle birlikte yürümeye davet ediyoruz” dedi.

Basın Bilgi:Unite İletişim

Bilgen Altinok T: 0 212 272 93 13

bilgen.altinok@unite.com.tr

Bu konuda daha fazla keşif yapın
Başa dön