Uluabat bir Ramsar Alanı
Kerevit ve turna balıklarının en çok avlandığı yerlerden biri olan ve bu özelliğini zamanla yitiren Uluabat'ın korunma altına alınması çalışmalarının ilk adımı 1998 yılında Çevre Bakanlığı tarafından Ramsar Alanı ilan edilmesiyle atıldı.
Su kuşlarının yaşam ortamı açısından uluslararası öneme sahip sulakalanların korunmasına yönelik Ramsar Sözleşmesi 1971 yılında imzalandı. Tüm dünyada devletler düzeyinde imzalanan ilk koruma sözleşmesi olan Ramsar 1994 yılında TBMM tarafından onaylandı. Ramsar'ın onaylanmasının ardından aralarında Seyfe Gölü, Göksu ve Kızılırmak Deltaları'nın da bulunduğu dokuz sulakalan Ramsar'a dahil edildi. 30 Haziran 2002 itibariyle dünya çapında 1300den fazla alan, RAMSAR Sözleşmesi Listesi kapsamına alındı.
Projenin başlangıcı
Ramsar'ın TBMM'de onaylanmasının ardından Uluabat'taki biyolojik çeşitliliğin koruma altına alınması için bir düzenlemenin hayata geçirilmesi gerekiyordu. Ramsar'da belirtilen maddelerin uygulamaya geçirilmesi için T.C. Çevre Bakanlığı 1998 yılında Uluabat Gölü Yönetim Planı adı altında bir proje başlattı. Çevre Bakanlığı'nın koordinasyonunda, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD) ve Devlet Su İşleri (DSİ)'nin de projeye ortak olmasıyla birlikte 1998 yılında Uluabat Gölü'nde Ramsar prensiplerine uygun, ekosistem zenginliklerinin korunması amacıyla Uluabat Entegre Yönetim Projesi'nin temelleri atıldı.
Projenin aşamaları
Uluabat Entegre Yönetim Projesi iki aşamadan oluşuyor. İlk aşama yönetim planı için gereken; genel, fiziksel, ekolojik ve sosyo-ekonomik bilgileri kapsayan verilerin temin edilmesi, ikinci aşamada ise toplanan verilerin değerlendirilerek gölün yönetimi için ideal faaliyet hedeflerinin belirlenmesi.
Projenin amacı: "Sürdürülebilir ve akılcı kullanım"
Kaynakların gelecek nesillere aktarılmasını garanti eden "sürdürülebilir kullanım" projenin en önemli hedeflerinden biri. "Sürdürülebilir kullanım"ı sağlarken diğer canlıların da kaynaklardaki hakkını gözönünde bulundurarak yapılan kullanım ise "akılcı kullanım". Tüm ilgi gruplarının etkin katılımıyla sulakalan kaynaklarının akılcı kullanımını sağlamak ve başta yöre halkında olmak üzere sahiplenme bilincini yaratmak entegre yönetim projesinde belirlenen hedeflerin can alıcı noktasını oluşturuyor. Bu noktada bölge halkının projeye vereceği destek büyük önem taşıyor. Zira, bölge halkının geçimini sürdürebilmesi, bir başka ifadeyle geleceğini tüketmemesi için, özellikle balıkçılıkta ve tarım suyu kullanımında "sürdürülebilir kullanım" prensiplerinin uygulanması gerekiyor.
Sulakalan ekosisteminin ekolojik karakterini korumak, su kalitesini ve hidrolojiyi akılcı kullanım prensipleri uyarınca düzenlemek de projenin amaçları arasında. Proje tamamlandığında Türkiye'deki diğer Ramsar alanları için de bir örnek oluşturacak. Doğal kaynaklarının korunmasını hedefleyen proje ile Uluabat Gölü çevresinde yaşayan ve geçimini ağırlıkla balıkçılıkla sağlayan yerli halk sosyo-ekonomik fayda sağlayacak.
Unilever Türkiye projeye destek veriyor
Unilever, dünya üzerinde faaliyette olduğu her ülkede "Kurumsal Sosyal Sorumluluk İlkeleri" kapsamında çalışmalarını yürütüyor. Kurumsal Sosyal Sorumluluk İlkeleri'nden hareketle şekillenen "sürdürülebilirlik" kavramı, doğayı korumaya yönelik çalışmaların bugün ve yarın için de geçerli olması prensibine dayanıyor. Unilever, "sürdürülebilirlik" ve "etkin kullanım" kavramlarının uygulandığı Uluabat Gölü Entegre Yönetim Projesi'ne 2000 yılından itibaren finansal destek sağlıyor. Unilever Türkiye'nin finansal desteği projenin tamamlandığı 2005 yılına kadar sürdü. Proje tamamlandığında "sürdürülebilirlik" ve "akılcı kullanım" prensipleriyle şekillenen yönetim planının uygulanması başta Çevre Bakanlığı olmak üzere ilgili resmi kurumlar ve Uluabat Gölü çevresinde yaşayan halka bırakıldı.
Finansal desteğin yanında, Unilever Türkiye, WWF-Türkiye ile birlikte çalışarak gölün tanınması ve korunmasına yönelik çalışmaların destek görmesi amacıyla tanıtım faaliyetleri yürütüyor. Unilever Türkiye'nin girişimleriyle Uluabat Gölü dünya çapında faaliyet gösteren "Living Lakes" (Yaşayan Göller) ağına da dahil olarak uluslararası arenada destek bulması sağlandı.